taha

Hamd, övme ve övülmenin her türlüsü, âlemlerin tek Rabbi olan Allah’adır, Allah içindir.

1.             Elif, Lâm, Mîm. Bu, öyle bir kitaptır ki onda ve onun İlâhî kelâm olduğunda hiç şüphe yoktur. [2/1-3]
2.             İçinde hiç şüphe olmayan bu Kitab’ın indirilmesi, âlemlerin Rabbi tarafındandır. [32/2]
3.             Dünyada bütün yaratıklara çok merhametli Allah, Resûlü’ne Kur’an’ı öğretti. [55/1-2]
4.             O şanlı şerefli ve öğüt dolu Kur’an’a Andolsun. [38/1]
5.             Ramazan ayıdır ki Kur’an; insanlara hidayet/doğru yol rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak ondaki Kadir gecesinde indirildi. [2/185]
6.             Yıldızların yerlerine/Kur’an’a yemin ederim ki doğrusu bu yemin eğer bilirseniz büyük bir yemindir. Şüphesiz o, korunmuş bir kitapta yazılı olan pek şerefli/değerli Kur’an’dır ki O’na temiz olanlardan başkası dokunamaz. O âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. [56/75-80]
7.             Biz o Kur’an’ı ancak hak olarak indirdik. O da hak ve hakikat olarak indi. Seni de ancak sevâbımızın müjdeleyicisi ve azabımızı haber veren uyarıcı olarak gönderdik. [17/105]
8.             Bu Kur’an, Allah’tan indirilmiş olup başkası tarafından uydurulmuş değildir. Fakat o, önceki ilâhî kitapların da aslını tasdik eder ve Levh-i Mahfûz’da yazılmış Kitab’ı açıklar. Onda asla şüphe yoktur, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. [10/37]
9.             Eğer Kur’an, Allah’tan başkası tarafından gönderilmiş olsaydı, elbette içinde birçok çelişki bulurlardı. [4/82]
10.         Yoksa o Kur’an’ı kendisi uydurmuş mu diyorlar? De ki: “Öyleyse siz de uydurulmuş olarak onun benzeri on sûre getirin. Allah’tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de yardıma çağırın; eğer iddianızda doğru kimseler iseniz.” [11/13]
11.         Yoksa: “Onu Peygamber’in kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer iddianızda doğru iseniz, haydi onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, gücünüzün yettiği kim varsa onları da yardımınıza çağırın!” [10/38]
12.         Eğer kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, haydi! siz de aynı nitelikte onun benzeri bir sûre getirin; eğer ”o beşer sözüdür” iddianızda samimi iseniz, Allah’tan başka bütün yardımcılarınızı da çağırın. [2/23]
13.         “Andolsun ki bütün insanlar ve cinler, şu Kur’an’ın benzerini yapıp getirmek için toplansa, birbirine arka çıkıp yardım etseler yine de onun benzerini getiremezler.” [17/88]
14.         Allah’a hamdolsun ki kulu Muhammed’e, içinde hiçbir eğrilik bulunmayarak ve sağlam bir düstur olarak bu Kitab’ı; hem kendi tarafından gelecek şiddetli bir azapla (inkârcıları ve günahkârları) korkutsun, hem sâlih amel/sevaplı işler işleyen mü’minleri (en) güzel bir mükâfat olan ve içinde ebedî kalacakları cennetle müjdelesin, hem de: “Allah çocuk edindi.” diyenleri korkutup/uyarsın diye indirdi. [18/1-4]
15.         Tâ, Hâ. Resûlüm! Biz Kur’an’ı sana zahmet çekmen için değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik. Bu Kur’an, yeri ve yüce gökleri yaratanın peyderpey/tedrîcen indirdiği bir kitaptır. [20/1-4]
16.         Andolsun ki biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani düşünüp öğüt alan yok mu? [54/22]
17.         Yine biz, Kur’an olarak onu, insanlara sindire sindire ve ağır ağır okuman için âyet âyet, sûre sûre ayırıp gerektikçe/peyderpey indirdik. [17/106]
18.         Ey insanlar! Rabbinizden size, bir öğüt, gönüllerde olan kötü duygulara, batıl inançlara, dert ve sıkıntılara bir şifa, inananlara bir yol gösterici ve bir rahmet olan Kur’an gelmiştir. [10/57]
19.         Halbuki sen bu peygamberlik görevini îfâya karşı bir ücret istemiyorsun. O Kur’an, âlemlere bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir. [12/104]
20.         Elif, Lâm, Râ. İşte bu okunanlar hüküm ve hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. [10/1]
21.         Elif. Lâm. Râ. Bu, öyle bir Kitab’tır ki âyetleri, hikmet sahibi, her şeyden haberi olan Allah tarafından sağlamlaştırılmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye her şey onda açıklanmıştır. [11/1-2]
22.         Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bu okunanlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen Kitab haktır/gerçektir. [13/1]
23.         Elif, Lâm, Râ. Bu Kur’an, öyle bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle her türlü kişisel ve toplumsal karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için indirdik. [14/1]
24.         Bu Kur’an, insanlara bir tebliğdir. Hem de onunla insanların uyarılmaları, Allah’ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilmeleri ve akıl sahiplerinin de düşünüp öğüt almaları içindir. [14/52]
25.         Elif, Lâm, Râ. Bu okunanlar, Kitab’ın ve her şeyi açıklayan ve açık olan Kur’an’ın âyetleridir. [15/1]
26.         Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar, apaçık her şeyi açıkça ortaya koyan Kitab’ın âyetleridir. [26/1-2]
27.         Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar apaçık her şeyi bildiren Kitab’ın âyetleridir. [28/1-2]
28.         Âlemleri/insanlar ve cinleri uyarsın diye kulu Muhammed’e Furkân’ı/hakkı batıldan ayıran Kur’an’ı indiren Allah’ın şânı yücedir/hayır ve bereketi çoktur. [25/1]
29.         Tâ, Sîn. Bu okunanlar, Kur’an’ın ve hakikatleri bildiren apaçık bir Kitab’ın âyetleridir; inananlara bir doğru yol rehberi ve müjdedir. [27/1-2]
30.         Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitab’ın âyetleridir. Bu âyetler güzel davrananlara doğru yol gösterici ve rahmet olarak indirilmiştir. [31/1-3]
31.         Yoksa: “Onu uydurdu!” mu diyorlar? Hayır! O Kur’an, senden önce asırlarca kendilerine hiçbir uyarıcı/peygamber gelmemiş olan bir kavmi uyarman için Rabbinden gelen bir gerçektir ki onlar, bu sayede doğru yolu bulsunlar. [32/3]
32.         Yâ, Sîn. Hikmet dolu Kur’an’a yemin ederim ki, Resûlüm! Hiç şüphesiz sen, kitap verilerek gönderilmiş peygamberlerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin. Bu Kur’an, yegâne galip/yüce ve merhametli olan Allah tarafından, babaları tevhid ile uyarılmayan, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalan bir kavmi uyarman içindir. [36/1-6]
33.         Bu Kitab’ı sana ancak, hakkında ihtilaf ettikleri şeyi kendilerine açıklaman için, bir de inanan bir kavme doğru yol rehberi ve rahmet olsun diye gönderdik. [16/64]
34.         Biz sana bu Kitab’ı, her şey için bir açıklama, bir doğru yol rehberi, bir rahmet ve müslümanlara bir müjde olarak indirdik. [16/89]
35.         Gerçekten bu Kur’an, insanlara en doğru olan yolu gösterir, sâlih ameller işleyen mü’minlere de kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. Bu Kur’an âhirete inanmayanlara da, kendileri için acıklı bir azap hazırladığımızı bildirir. [17/9-10]
36.         Bu Kur’an, kendinden önceki ilâhî kitapları doğrulayan ve dünyada şehirlerin anası olan Mekke ve çevresindeki/yeryüzündeki insanları uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar, Kur’an’a da inanırlar ve onlar namazlarına devam ederler. [6/92]
37.         Bu Kur’an, insanlar için hem kurtuluş yollarını gösteren kalp gözleri, hem de kesin inanan bir toplum için doğru yol rehberi ve rahmettir. [45/20]
38.         Sizden evvel nice olaylar (ve şeri’atler) gelip geçti. Yeryüzünü dolaşın da (peygamberlerini ve getirdiklerini) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu (bir) görün. İşte bu (Kur’an), bütün insanlara (yönelik) bir açıklamadır, takvâ sahiplerine (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak isteyenlere) bir yol gösterme (hidayet) ve öğüttür. [3/137-138]
39.         Kur’an mübarek bir kitaptır ki onu sana, âyetlerini iyiden iyiye düşünsünler ve aklı olanlar öğüt (ve ibret) alsınlar diye indirdik. [38/29]
40.         Allah’tır ki müşrikler hoşlanmasa da (kemâle ermiş son) dininin, bütün dinlerin üzerinde olduğunu göstermek için Resûlü’nü, hidayet rehberi Kur’an ve hak din İslâm ile göndermiştir. [9/33]
41.         Peygamberleri apaçık deliller ve kitaplarla göndermiştik. Sana da bu zikri/Kur’an’ı indirdik ki kendileri için insanlara indirilen şeyi bildirip açıklayasın. Olur ki iyice düşünürler. [16/44]
42.         Elif, Lâm, Râ. Bu okunanlar gerçeği açıklayan apaçık Kitab’ın âyetleridir. Hakikat, biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik (mânasının derinliğine iyice) akıl erdiresiniz diye. Biz bu Kur’an’ı vahyederek kıssaların/geçmiş milletlere ait haberlerin en güzelini sana anlatacağız. Şu bir gerçek ki daha önce sen bunları bilmeyenlerdendin. [12/1-3]
43.         Eğer Kur’an, dedikleri gibi bir kitap olsaydı da, okuyunca onunla dağlar yürütülse veya onunla yer yarılıp parçalansa ve onunla ölüler konuşturulsaydı iman etmeyen yine iman etmezdi. Ama Kur’an bunlar için inmemiştir, bütün işler Allah’a aittir. [13/31]
44.         Biz, bir hikmet gereğince Kur’an’ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Eğer sana bu ilim geldikten sonra onların arzularına uyarsan Andolsun ki Allah’ın cezasından seni koruyacak ne bir yardımcın ne de bir koruyucun vardır. [13/37]
45.         “Kur’an’ı, Rûhu’l-Kuds/Cebrail, inananları imanlarında sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara müjde vermek üzere hak olarak Rabbinin katından indirdi.” [16/102]
46.         Hiç kuşkusuz düşünüp öğüt almaları için biz, (bu ihtarları) şu Kur’an’da türlü şekillerde tekrar tekrar anlattık. Fakat bu, onlara, (haktan) uzaklaşıp kaçmaktan başka (bir şey) artırmıyor. [17/41]
47.         Andolsun ki biz, bu Kur’an’da insanlara ihtiyaç duydukları her misali farklı üsluplarda açıkladık. Fakat insan, pek çok şeyde tartışmacı olmuştur. [18/54]
48.         Biz Kur’an’dan, inananlar için, şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Kur’an zalimlerin de inkârlarından dolayı ancak ziyanını artırır. [17/82]
49.         Resûlüm! Biz  Kur’an’ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık ki onunla günahlardan sakınanları müjdeleyesin ve inatçıları da onunla uyarasın. [19/97]
50.         Muhakkak ki bu Kur’an’da kulluk edenler tâifesi için yeterli bir tebliğ ve öğüt vardır. [21/106]
51.         İşte biz Kur’an’ı böyle apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah kullarının niyet ve amellerine göre dilediğini doğru yola iletir. [22/16]
52.         Kendilerine ilim verilenlerin, Kur’an’ın, Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip de ona iman etmeleri, böylece kalplerinin ona saygı duyması ve bağlanması içindir. [22/54]
53.         Kâfirler: “Bu Kur’an onun uydurduğu bir yalandan başkası değildir; başka bir topluluk olan yahudi ve hıristiyanlar da ona yardım etti.” dediler. Böylece haksız ve asılsız bir söz/yalan uydurdular. “Bu âyetler evvelkilerin masallarıdır. Onları peygamber bir başkasına yazdırmıştır. Sabah akşam onlar kendisine ezberlemesi için okunmaktadır.” dediler.  De ki: “Onu, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi.” [25-4-6]
54.         Kesinlikle bu Kur’an, elbette âlemlerin Rabbinin indirmesidir. Onu, Rûhu’l-Emîn/Cebrail senin kalbine, korkutucu/uyarıcılardan olman için apaçık bir Arapça dille indirdi. Hem şüphesiz ki bu Kur’an ve Peygamber’in haberi ve bahsi, evvelkilerin kitaplarında da vardır. [26/192-196]
55.         Şüphesiz ki bu Kur’an, İsrâiloğulları’na, hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu anlatmaktadır. Doğrusu o, inananlara doğru yol için bir rehber ve bir rahmettir. [27/76-77]
56.         Gerçekten biz, bu Kur’an’da, insanlara her çeşit temsiller getirdik. Andolsun ki (Resûlüm!) Eğer onlara bir âyet getirsen, o küfre sapanlar yine kesinlikle: “Siz ancak boş/saçma şeyler ortaya atıyorsunuz.” derler. [30/58]
57.         Biz Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu ona yakışmaz da. Onun getirdiği bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dan başkası değildir. (Bu da kalbi ve ruhu) diri olan kimseler uyarılsın ve kâfirlere/inkâr edenlere (Allah’ın azap) sözü hak (gerçekleşmiş) olsun diyedir. [36/69-70]
58.         Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Çünkü o (âyetler) bir öğüttür; artık dileyen onu belleyip öğüt alır. (O Kur’an) çok değerli, iyilik timsali seçkin kâtip (melek)lerin elleriyle (yazılmış), çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahifeler içindedir. [80/11-16]
59.         Andolsun ki biz, bu Kur’an’da insanlara, belki öğüt alırlar diye her türlü misali verdik. Onu hiçbir eğriliği olmayan pürüzsüz bir Arapça Kur’an olarak indirdik. Böylece, “ona uygun yaşayıp inkârdan ve şirkten sakınsınlar” diye. [39/27-28]
60.         Kendilerine ilim verilen gerçek bilginler, sana Rabbinden indirilen Kur’an’ın, hakikatin ta kendisi olduğunu ve onun mutlak galip ve hamde layık Allah’ın yoluna hidayet ettiğini görürler. [34/6]
61.         Onlar, Kur’an kendilerine geldiği zaman, nankörlük etmişler/küfre sapmışlardır (dolayısıyla azaptan kurtulamayacaklardır). Halbuki o, cidden eşsiz bir kitaptır. Artık ne önünden, ne de arkasından (hiçbir şekilde) batıl ona yaklaşamaz ve onu bozamaz. O Kur’an, hüküm ve hikmet sahibi, her türlü övgüye/hamde layık olan Allah katından indirilmedir. [41/41-44]
62.         Hâ, Mîm. Apaçık ve gerçeği gösteren Kitab’a yemin ederim ki! Şüphesiz biz onu, düşünüp akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık. Şüphesiz o, katımızda bulunan Ana Kitab Levh-i Mahfûz’dadır. Çok yücedir, çok hikmetlidir. Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye, o zikri/Kur’an’ı size göndermekten vaz mı geçelim? [43/1-5]
63.         Şüphe yok o Kur’an, senin için de, ümmetin için de bir öğüttür. İleride hepiniz, ona uyup uymadığınızdan sorulacaksınız. [43/44]
64.         Allah, bütün dinlerin üzerinde olduğunu göstermek için, Resûlü’nü, hem hidayet rehberi Kur’an ile hem de hak din İslâm ile göndermiştir. Buna şâhit olarak da Allah yeter. [48/28]
65.         Bu Kur’an; doğru yolu gösteren hidayet rehberidir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise, en şiddetlisinden acıklı bir azap vardır. [45/11]
66.         Allah o emirlerine muhalefet edenlere pek çetin bir azap hazırladı. O halde ey iman eden akl-ı selîm sahipleri! Allah’ın emirlerine uygun hareket edin. Çünkü Allah size cidden bir zikir/hayat rehberi Kur’an indirdi. [65/10]
67.         Muhakkak ki zikri/Kur’an’ı biz indirdik biz; şüphesiz onun koruyucusu da ancak biziz. [15/9] 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir